Wilco Van Herpen Wilco Van Herpen 08.07.2018 5/5 PUAN | Görüntülenme

Uzun süredir ülkemizde yaşayan televizyon programcısı Hollandalı Ünlü Gezgin Wilco Van Herpen ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik...


Türkiye maceranız nasıl başladı?
- Hollanda'da aşçı olarak çalışıyordum. Sonra birlikte çalıştığım bir tane Türk arkadaş bana öneri getirdi. Ya Wilco sen mutlaka Türkiye'ye gitmelisin görmelisin. Uzun bir süre erteledim. Neyse yani sonra ısrarlı baskılar sonucu hadi gidicem artık tamam dedim. Söz de vermiştim ve 1987 yılında ilk kez gittim. Sonra meslek değişti, fotoğrafçı oldum. Fotoğrafçı olarak Afrika'ya gittim döndüm. Hollanda'da çalıştım. Bir kısım Türk arkadaş vardı. Onlar beni Türkiye'ye davet ettiler.

Türkiye'ye gittim, fotoğraflar çektim geri döndüm. Ama kısa zamanda o kadar yerlere gittim ki baktım Türkiye güzel bir ülke, enteresan bir ülke, değişik bir ülke, zor bir ülke, kolay bir ülke anlamadım. Ya dedim tek bir çözüm var anlamak için; oraya gitmek gerekiyor. 1999 yılında böyle bir fırsatım oldu. Ben gittim, kaldım ve aşık oldum. Yani bu toprak o kadar verimli, o kadar değişik, o kadar sene beslenebilir ama aynı anda dikkat ediyoruz seni tüketiyor. Böylelikle Türkiye'ye merhaba demiş oldum.


Bir Türk'le evlendiniz. Bir Türk'le evli olmak nasıl bir duygu?
- Keşke kamera olsaydı o zaman nasıl bir duygu yüz ifademden belli olurdu (gülüyor)
Bu o kadar zor bir soru ki tam cevap yok. Şöyle diyeyim; Hollanda'da belli bir bölgeden kadın ile evleniyorsan belki çok daha büyük problemler çıkabilir. Çünkü orada biz anlaşamayabilirz de.. Psikolojiye göre, kişiye göre bir kadınla takılıyorsun, aşık oluyorsun, evleniyorsun. Yani şey hakkında konuşmuyorum. Sınıf mı, ne bileyim köy mü şehir mi önemli değil. Yani insan olarak uyuşmanız gerekiyor. Kültür farkı var mı? Tabiki var. Şimdi herhangi bir ilişkiye bakarsak birbirinin biraz farklısı olması gerekiyor. Benim eşim operacı, anlatacak şeyleri çok. Ben geziyorum, anlatacak şeyler çok. Yani birbirini artırıyorsun. Tartışıyor muyuz? Tabi ki tartışıyoruz. Eğer tartışmıyorsak zaten o zaman problem var demek. Aşk aşktır...








 

 

 

 









 






Türkiye - Seyahat - Fotoğraf üçgenini nasıl tanımlarsınız?
- Üçgen doğru değil, bence daire olması lazım. Çünkü sürekli dönüyorsun. Türkiye'de fotoğraf çekerken karnın acıkıyor güzel bir yemek yiyorsun. Sonra tekrar yola çıkarak keşfetmeye devam ediyorsun fotoğraf çekiyorsun vs.

Ben eskiden aşçı olarak çalışırken bir fotoğrafçı geldi. Çok titiz uzun uzun acayip fotoğraf çekiyor. Bazıları sen manyak mısın gözüyle bakabilir. Ama bana göre değildi. İkisi çok kreatif bir meslek. Sen bir lokantada çalışıyorsun ve her gün aynı yemeği yaparsan çok da kreatif değil ama benim ve benim çevremdeki insanlar o kadar kreatif çalışıyorlar ki fotoğraf çekerken renk önemli, kompozisyon önemli, tadı önemli, fotoğrafın tadını çıkartmak gerekiyor. O yüzden hiç bitmeyen bir döngü bu. Türkiye bitmiyor, fotoğraf çekmek bitmiyor, yemek de bitmiyor. Ve tüm bunları yaparken çok güzel dostlar yapıyorsun. 



Türkiye'de en çok beğendiğiniz müze?
- Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Ankara)




Röportaj
Onur Horzum

 


 

FOTOĞRAF GALERİSİ

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

© Copyright 2016 Gezi Vizyonu | Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz İçerik Kullanılamaz...

Lorem ipsum